Cağaloğlu → Sirkeci → Fatih
Cağaloğlu’ndan Sirkeci’ye, yavaşça

“Buraya hiçbir zaman doğrudan Sirkeci’ye gitmek için gelmedim. Cağaloğlu’ndan aşağı inerken baktığım dükkânlar, tabelalar ve kalemciler yolun kendisini varış noktasına dönüştürüyor. Aynı vitrinin önünde her seferinde başka bir şeyi fark ediyorum.”
Cağaloğlu
Yokuşun başında
Telefon cebimde. Buradan aşağı inerken acele etmeyi unutuyorum. Bir kapı tokmağı, yarısı silinmiş bir tabela; durmak için bu kadarı yetiyor.

Kalemciler
Bir kalemin ağırlığı
Dolmakalemlere bakıyorum. Almak zorunda olmamanın rahatlığıyla. Bazen bir esnafın anlattığı hikâye, o gün eve götürdüğüm tek şey oluyor.
Doğubank
Biraz kaybolmak
Hangi katta olduğumu bir süre sonra unutuyorum. Aradığım belirli bir şey yok. Kablolar, radyolar, sesler. Bir binanın kendi iklimi olabilir.
Sirkeci
Ayakta bir mola
Bir tombik. Oturmadan, konuşmayı biraz keserek. Yürürken acıkmanın tadı başka.
Bir tombik. O kadar.
Vapur iskelesi
Kıyıda beş dakika daha
Bir simidi ikiye bölüyorum. Martılara bakarken bir vapuru kaçırabilirim. Bu ritüelde kaçırılan vapur da plana dahil.
“Vapura binmeden önce acele etmemek.”
Saatler anlatıcının ritmini gösterir; işletmelerin açık olduğu saatler ve vapur tarifeleri için güncel bilgiyi yola çıkmadan kontrol et.
