Dolapdere → Beyoğlu → Karaköy
Arter’den Karaköy’e, acıkınca

“Sergiden çıkınca hemen eve dönmek içime sinmiyor. Gördüklerimin biraz yürümeye ihtiyacı var. İstiklal’e çıkıyorum; ne yiyeceğimi aslında daha Dolapdere’de biliyorum. Bu yol yıllardır bir sergiyle başlıyor, acıkınca kendini buluyor.”

Arter
Önce biraz başka bir dünyada
Her işi anlamaya çalışmıyorum. Bir odada gereğinden uzun kalıyorum, bir diğerinden hemen çıkıyorum. Bugün bende kalan şeyi henüz bilmiyorum.
İstiklal
Yokuşu geri almak
Dolapdere’den yukarı çıkmak ritüelin pazarlıksız kısmı. Caddeye karışınca serginin sessizliği içimde biraz daha kalıyor.
Tunç Balık
Bildiğim sipariş
Somon füme, tarama, sandviç. Her seferinde menüye bakıp aynı şeyi söylemenin kendi huzuru var.
Sakarya Tatlıcısı
Tatlı için hâlâ yer var
Bir tabak. İki kaşık.
Vişneli ekmek kadayıfı. Bir önceki durağın tuzu burada bitiyor. Bir tabak, iki kaşık.
Galata
Aşağı doğru
Ara sokaklardan iniyoruz. Kuleyi görmek için değil; iki binanın arasından denizin ilk göründüğü yere gelmek için.
Karaköy
Kıyıya varmak
Burada bitebilirdi.

Burada bitirebiliriz. Ya da bir vapura binip konuşmaya devam ederiz. Ritüellerin de bazen açık bir sonu olur.
“Sergi hakkında konuşmak için sandviçin ilk lokmasını beklemek.”
Saatler anlatıcının ritmini gösterir; işletmelerin açık olduğu saatler ve vapur tarifeleri için güncel bilgiyi yola çıkmadan kontrol et.